Evde olsam bakkala giderken genelde pantolon ya da en güzel eşofmanımı giyerim. Üzerimde de güzel bir tişört. Ama şimdi teyzemlerdeyim beni markete yolluyor ve üzerimde eski bir eşofman ve çamaşır suyuyla rengi kaçmış bir tişört ile markete gidebiliyorum.  Kısa bir süre sonra slots oyunlari gideceğim için ve insanlar beni tanımıyor nasılsa diye böyle rahatım. Kasiyer kızın bakışlarına aldırmıyorum, güvenlik görevlisinin şaşkın ifadesine aldırmıyorum. Çünkü bence sitede yaşamak böyle bir rahatlık veriyor insana. Onlar alışmışlardır bence insanları ev halleri ile görmeye. Ama mahalle olunca iş değişiyor. Nedense o zaman özen göstermek gerektiğini düşünüyorum. Aslında mahalle insanları sitedekilerden daha yakın birbirlerine ama ben tam tersini düşünüyorum. O çevrili alan sanki koskoca bir ailenin yaşadığı bir yermiş de insanlar birbirlerinin yaptıklarına aldırmazlarmış gibi. Ama sanırım durum öyle değil. Hiç sitede yaşamadım bilmiyorum, ama öyleymiş gibime geliyor. 

Normalde evden çıkmayı pek sevmem, daha doğrusu üşenirim. Geçen hafta sonunu ise tam tersine parklarda, kafelerde ve sokaklarda geçirdim. Çok da keyifliydi, ne yalan söyleyeyim. Cuma akşamı Moda Parkı'nda oturduk arkadaşlarla gece yarısına kadar. Sonra içlerinden biriyle evimiz aynı istikamette olduğu için yavaş yavaş yürüdük. Evin sokağına geldiğimizde trafiğe kapalı caddedeki banklarda oturup muhabbete devam ettik. Sokakların güvenli olması, oturacak banklar olması ne kadar güzel bir şeymiş, o zaman fark ettim. Kalktığımızda saat gecenin ikisine yaklaşıyordu. Yine dün akşam uzun süredir görmediğim ve çok sevdiğim arkadaşımla aynı bankta oturduk, kalktığımızda yine gece 1'e geliyordu. Modern bir semtte oturmanın ayırcalığı budur işte diye düşündüm. Tahmin edersiniz, elbette Kadıköy'den bahsediyorum. Son dönemlerde iyice sardırdığım casino flas oyunlarindan başımı kaldırıp da sokağın özgürlüğünü yaşamak, doğrusu bünyeme çok iyi geldi. Bu sıcakta eve hapsolmamak gerek..


 

Veda etmek zorunda kaldığım birçok arkadaşım var. Bu vedalar zorunda olduğumuz için, uzaklara gitmek zorunda kaldığımız için yapıldı. Hayatta kardeş kadar yakın olan bazen de bir kardeşten öte olan dostlara ya da arkadaşlara kimse veda edemez. Bu sene arkadaşlarımla ayrılırken birbirimize söz verdik. Düğünlerimizde, doğumlarımızda hepimiz birbirimizin yanında olacaktık. Hatta şansımız olursa çocuklarımız bile yan yana büyüyecek anne veya babalarının dostlukları gibi sağlam dostlukları olacaktı. Şimdilik sadece sözlerden ibaret olan bu cümleler günü geldiğinde gerçekleşmek için hafızalarda yerini alıyor olacak. Her zaman yan yana olamasak da bir gün mutlaka hepimiz bir araya gelebileceğimiz günlerimiz olacak ve o gün yaşıyor olduğumuz sürece hiçbir neden bizi birbirimizden ayıramaz. Hepimiz günü geldiğinde sözümüzü verdiğimiz yerde birbirimizi bekliyor olacağız, yeter ki hepimiz sağlıklı ve sağlam olalım. Buradan şimdilik gidiyoruz ama elbet bir gün kaldığımız yerden devam edecek her şey. 

Şu an Cnbc-e’de Poker partisi üzerine bir film izliyoruz. Evet, film tamamen bir poker masası etrafında dönüyor. Bazılarının isimlerimi biliyorum ama bazılarının yüzlerini tanıyorum. Hepsi de Hollywood’un ünlü oyuncuları. Gerçekten ilginç bir film olmuş. Heyecanlı bir poker oyunu filmi çekmek çok akıllıca. Hele benim gibi poker severler için soluksuz izlenebilecek türden bir yapım. Masa oyunlarını seviyorum. Aslında genel anlamda casino oyunlarını çok seviyorum. Önceleri casino için çok uzaklara gitmek zorunda kalıyordum ama son yıllarda internetin bambaşka bir yönünü keşfettim. İnternet ve bilgisayar benim gibi yoğun çalışanların işini kolaylaştıran bir araç olmanın yanı sıra eğlence dünyasının tam anlamıyla dibiymiş. Her şeyin dibi makbul ya şu sıralar, aynen öyle. Online casino sitelerini keşfettikten sonra uzaklara gitmenin anlamsızlığını kavradım. Son zamanlarda sardığı Blackjack’i de bu sayede en doğru şekliyle www.21-blackjack-kurallari.com sayesinde öğrendim ve huzur içinde oynuyorum.

Yaz aylarının en büyük kabusu terleme. Her insan terler doğal olarak. Bunun içinde deodorantlar, parfümler ve roll-on’lar mevcuttur. Bunların birini kullanmadıysak ve yanımızda yoksa işkence başlıyor demektir. Dışarıya çıktığınız an, ter sizi hiç yalnız bırakmayacak ve mutlaka ter dökeceksiniz. Yapılan araştırmalara göre, terleme, özgüven eksikliğine ve çekingenliğe yol açıyormuş. Terlemenin, kişiyi rahatsız ettiği kadar çevresindekileri de rahatsız ettiğini bildiğimiz için, insanın bu tarz bir durumla karşılaştığında çevresine karşı biraz daha soğuk, çekingen ve özgüveninin de her zamankine nazaran daha az olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Bazı insanlar da vardır ki, çok az terlerler. Bu tarz insan tipi çok azdır. Terleme sadece sıcaklıkla olmayacağı gibi utangaç durumlarda, heyecan anlarında da meydana gelebilir, fizyolojik olarak da karşılaşabiliriz. Doğru strateji ile bunu aşmak mümkün, aynı slot stratejileri ile slot oyunlarında yenilmez olmak gibi bir şey olsa gerek.

bugün tatil için uçak biletimi alacağım (yani yerimi ayıracağım – artık bilet diye birşey yok!). Oldukça geç kaldım, ama her defasında böyle. Çünkü bizim işler öyle erkenden belli olmuyor. Bir de zaten babaannemin yazlığa gidiş tarihi bu sene gecikti. Ben ise Ramazan'dan önce gitmek istediğimden en sonunda tam denk getirdim. Haftaya Çarşambe gideceğim; bir sonraki Pazartesi de (Ramazan'dan tam bir gün önce) döneceğim.

Uçak fiyatlarına baktım bu sabah. Benim için en uygun Atatürk Hava Limanı. Sabiha Gökçen biraz uzak kalıyor. Ucuz şirketler var, ama bugün bir sürprizle karşılaştım. Türk Hava Yollarının fiyatları daha ucuz çıktı! Sabiha Gökçen'e uçacak olsam daha da ucuza bulabilirim, ama değmez o kadar.

Aslında otobüsle de gidebilirim daha ucuza. Ama 3 – 4 gün için 24 saatten fazla yolda geçirilmez. Netent oyunlari falan oynayıp vakit geçiririm ama çok yorucu olur.

Annemle babam en sonunda dayanamayıp bilgisayar kullanmayı öğrenmeye karar verdiler. Aklıma ilk gelen Halk Eğitim Merkezi oldu ama maalesef kayıtlar ekim ayında başlıyormuş. O zamana kadar özel bir kursa giderek bilgisayar kullanmayı öğrenebileceklerini düşünerek ikisini özel bir kursa yazdırdım. İyi de oldu. Bilgisayar kullanma işini bu kadar çabuk kıvırabileceklerini tahmin etmemiştim. Bu başarılarından dolayı gururlandım açıkçası. Özellikle annem için bir hayat kurtarıcı oldu. Önceleri televizyondan izleyerek aldığı tarifleri eksik yazabiliyordu ama şimdi öyle bir sıkıntısı kalmadı. İstediği tarifi internetten buluyor ve yapıyor. Günlük gazeteleri ve haberleri kolaylıkla takip edebiliyor. Babam için de aynı şekilde. Haber takibi yapmak için en iyi yolun internet olduğunu o da anladı. Ben zaten internetle yaşıyorum. Gerek iş gerekse eğlence için internet her zaman yanımda. Şimdilerde bedava casino bonuslari takip ediyorum. Online casino oyunlarıyla hem eğleniyor hem de kazanıyorum.

Kadınlar gerçekten de özel günleri çok iyi hatırlıyorlar. Bu konudaki hafızalarına hayran olmamak elde değil. Doğum günleri, evlilik yıl dönümleri, nişan günleri derken, ilk tanışma, ilk el ele tutuşma vb. bir sürü günü hafızalarında tek tek tutabiliyorlar. Ha birde bu günlerden bir tanesini biz erkekler unutursak alın başınıza belayı. Ya eve gelmeyin yada pahalı bir hediye alın kendinizi affettirmek adına :) hal böyle olunca akıllı erkekler de telefonlarındaki takvime yada ofislerindeki masa üstü takvime hatta ajandalarına bu özel günleri not ederlerse olası kötü senaryolarla da karşılaşma şansları kalmaz, benden hatırlatması.

Böylesine bir giriş yaptıktan sonra sizlere önereceğim bir de oyun sitesi var. www.netent-online-casino.com da vaktin nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız. Hep hayalini kurduğunuz, sınırsız oyun seçenekleriyle her daim baş ucunuzda istediğiniz türden bir oyun sitesi. Ben tavsiyemi bırakırım, dileyen oynar, dileyen ise bakar :)

Aslında İngiltere'nin güney sahil kısmında birçok yeri gördüm. Buna Brighton ve Hastings gibi yerler de dahil. Ama en fazla aklımda kalan yer Hayling Island. Burası küçük bir ada, ve Portsmouth kentinin hemen altında bulunuyor.

Daha çocuk sayılırdım – 14 – 15 yaşlarında. Üç sene üst üste orada yılbaşında tatil köyüne gitmiştik – ailece ve büyük bir grupla beraber. Küçük bir tatil köyüydü. Büyük otel binaları gibi çok katlı değil, küçük küçük evlerden oluşuyordu. Ayrıca, lokantası, barı, kafeteryası, oyun odası, yüzme havuzu vs. vardı.

Geniş bir gruptuk ve yapılacak çok da aktivite vardı. O yüzden de çok iyi vakit geçirdik her defasında. Slot makinesi türünde oyunları ilk orada gördüm ve oynadım. Daha yaşım çok küçüktü ama ilgimi de çekmişti. O dönem makinalar hem kol çekilerek oynanıyordu, hem de düğmeler üzerine tıklayarak.

Daha önce aynı konuda yazdığım ilk 8 yazının devamı niteliğindedir.

Dedim ya, artık birşeyleri gizlemek çok zor. Öyle bir gelişti ki teknoloji, artık internet'e girip haberleri okumak, maç sonuçlarını almak, hatta oyun oynamak için bilgisayar bile gerekmiyor. Olduğunuz yerden, cep telefonunuzdan hemen girebiliyorsunuz. Burada bazı şeyler sansürlenmişse bile yurt dışından yayın yapanlar bunu açıkça gösteriyor. Bu yüzden birileri birşeylerin illa da gizlenmesini istiyorsa bence artık bir daha düşünsün.

Diğer iki "bağımsız" haber kanalıyla ilgili birşeyler yazacağımı söylemiştim. Önceki yazımda vergi sorunları ile boğuşan medya patronunu yazmıştım. İkincisi aslında şimdiye kadar gerçek bağımsızlığıyla, ve hem gazetesinin hem de televizyon kanalının kaliteli yayınlarından dolayı takdir ettiğim biriydi. Ta ki yaklaşık on gün önce devletten başka bir televizyon kanalı ile ihale kazanana kadar. Ne tesadüftür ki ondan sonra çıkan olayları da doğru düzgün haber yapmaktan kaçındı!